Yavaş yavaş beyler yavaş yavaş!.. Niye kızdığınızı anlayamadık!…  Ne bu şiddet bu celal!.. Tağuttan medet uman sizler değil misiniz?… Her şey yavaş yavaş olur diyen sizler değil misiniz?…

 

Seçimler yaklaşıyor acaba bu defa kimden hangi tağuttan medet umacaksınız?  Bu sefer sırtınız kime dayayacaksınız? Okul içinde başını aç, dışarıda kapat, bir şey diyen mi var canım bak ne güzel yaşanıyor İslamiyet camiler açık, ezanlar okunuyor, bak Kuran ve siyer dersleri de seçmeli oldu, eh birde şu başörtüsü hal olsaydı ortalık güllük gülistanlık olurdu. Değil mi?

 

Bre Allah’tan korkmazlar siz dini sadece başörtüsünden ibaret mi sanıyorsunuz? Nerde diğer hükümler, onları niye dile getirmiyorsunuz? Kafanızı devekuşu misali kuma gömmüşsünüz varsa baş örtüsü yoksa başörtüsü deyip ikide bir tağutun peşine takılıyor ondan medet umuyorsunuz.

 

Düşmanın silahı ile silahlanalım derken elinizdeki Tevhid silahından oluyorsunuz. Ne zaman uyanacaksınız? Ne zaman Kur’an ve Sünnete döneceksiniz, ne zaman nebevi metodu kendinize rehber edineceksiniz. Ne zaman İbrahim(as)’ın baltasını alıp başta içinizdeki ve beyninizdeki sonrada meydanlarda ki putları kıracaksınız? Ne zaman tağutu red edip Allah’a iman edeceksiniz? Siz aklınızı ne zaman başınıza alıp öğüt alacaksınız? Öğüt almaz mısınız?

 

İslam Kahramanı(!) Menderes’le sizi aldattılar uslanmadınız, Nurlu(!) Süleyman’la sizi aldattılar uslanmadınız, Dindar(!) Özal’la sizi aldattılar uslanmadınız, Mücahit(!) Erbakan’la sizi aldattılar uslanmadınız, Şimdi de bu hükümetle sizi aldatıyorlar, yinede derdinize çare bulamadınız bir başörtüsü dahi hal edilmedi. Daha neyin peşindesiniz, akıllanmayacak mısınız?

 

Ağalar, beyler siz bu kafayla devam ettiğiniz müddetçe sizi daha çok aldatırlar. Ne diyorlar İşte efendim her şey yavaş yavaş…  Bakın eli abdestli, namazlı, niyazlı, hatta hanımları başörtülü cumhurbaşkanımız, başbakanımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, bürokratlarımız var eskiden bunlar yoktu, her şey yavaş yavaş… Merak etmeyin beyler ilerde sizi uyutmak için başörtülüler yerine çarşaflıları da getirecekler ama oyun aynen devam edecek.

 

Hem bunlar olsa ne değişecek? Okula başörtüsü ile alsalar ne değişecek? Allah’ın hükümleri ayaklar altına alınmış, Kuran anayasa olmaktan çıkarılmış yerine tağuti şirk ve küfür anayasalar konmuş,   Kuran evlere süs eşyası olmuş, mezarlıklarda okunan bir kitap haline gelmiş, hilafet kaldırılmış, yerine cumhuriyet denilen şirk ve küfür sistemi hakim olmuş, kendini Müslüman zan edenler bu sistemlere dua eder hale gelmiş ve ona her şeyi ile teslim olmuşlar. Bir başörtüsü meselesi hal olsa ne olur olmasa ne olur?

 

Başı örtülü altta kot pantolon giyen, vücut hatlarını belli edecek tarzda giyinen, yüzüne bir kilo boya süren, erkeklerin dikkatini çekmek için her türlü aksesuarı kullanan bir insan acaba ne kadar Müslüman önce ona baksınlar. İslam’da böyle bir örtünme şekli var mı ona baksınlar? Allah size nasıl örtünmeyi emrediyor ona baksınlar, Peygamber hanımları, sahabe hanımları nasıl örtündüler ona baksınlar. Yoksa okumak uğruna bir şeyleri feda edip Allah’ın haramlarını işledikten sonra okusalar ne olacak?

 

Birileri diyebilir ki olur mu efendim İslam’ın ilk emri “oku”dur. Tamam, oku da ne oku, “ Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak 1) Şehid Seyyid Kutup bu ayetin tefsirinde şöyle der: Kur’an’ın ilk suresi bu suredir. Ve bu sure Allah’ın adı ile başlamaktadır. Resulullah’ı yönlendirdiği ilk esnada, yücelerin yücesi ile bağlantı kurduğu ilk anda, seçilmiş olduğu davet yolunda atmış olduğu ilk adımda onu Allah’ın adı ile okumaya yönlendirmektedir: “Oku yaratan Rabbinin adı ile.” Ve sure Allah’ın adı ile başladığı gibi, Rabbin sıfatlarından olan yaratmanın ve hayata başlamanın kendisi ile sağlandığı yaratma sıfatı ile başlamakta ve Allah’ı “yaratan” diye nitelemektedir.

Taberi şöyle der: “Ey Muhammet!, yaratan rabbini anarak oku ki,…” diye devam eder…

 

Elmalılı Hamdi şöyle der: “Rabbinin adıyla oku!. Yani onun yüce adıyla, “Allah” yüce ismi ile başlayarak oku. Okumaya başla.” Geniş bilgi için daha başka tefsirlere bakılabilir.

 

Yani hiçbir kitapta saçını başını açarak, Allah’ın emrine karşı gelerek, haram işleyerek, küfre girerek veya Atatürk İlke ve İnkılaplarını oku demiyor.

 

Birileri çıkıp kızım sende oku, başını aç oku sonra örtünürsün veya oku bir yerlere gel onlara haddini bildir gibi cahilce laflar Müslüman işi değildir. Hem okullarda işlenen şirk ve küfürler herkesçe malumdur. Putun önünde durmalar, her sabah “andımız” denilen küfür metnini okuma, onların bayramlarına katılmalar, okul kitaplarındaki şirk ve küfür söylemler vs.

 

Eğer okumaktaki amaç Allah’ın bunca haramını işleyip bir diploma sahibi olmaksa veya kariyer sahibi olmak, makam mevki sahibi olmaksa yerin dibine batsın böyle okumak, Eğer okumaktaki amaç bir iş sahibi olmak veya rızık endişesi ise o zaman siz Allah’ın Rezzak sıfatına inanmıyorsunuz demektir, buda küfürdür, olmaz olsun böyle okumak.. Yok eğer amaç bu ve benzeri dünyalıklar değil de gerçekten Fıtrat üzere bir nesil yetiştirmek ise o zaman yol yöntem bellidir. Nebevi yöntem bellidir. Dar-ul Erkam’lar oluşturmak lazım. Birbirlerine yakın olan aileler bir araya gelecek bir yer tahsis edecekler, kendi hocalarını bulup çocuklarını nebevi bir yol üzere yetiştirecekler. Onlara hem dinlerini hem de fenni ilimler öğretecekler…

 

Bugün kimi konuştursanız size Müslüman olduğunu söyleyecek okul müdüründen hizmetlisine kadar, devletin en tepesindeki insandan tutunda en alt kademsindeki insan size efendim “Elhamdulillah bizde Müslümanız” diyecek bazı ibadetleri ifa ettiğini veya nenesinin de başörtülü olduğunu söyleyip Müslümanlığını tescilleyecek. Hatta CHP’lilere sorun onlarda aynı şeyleri size söylececekler. Bir örnek veriyim bir kaç gün önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin katıldığı bir televizyon programında ”Ülkenin en dindarı Deniz Baykal ve Önder Sav’dır’ diyordu. Madem bu ülkede herkes Müslüman herkes dindar o zaman bu gavurluğu yapanlar kim? Madem bu ülkenin %99 Müslüman (ki bu koskoca bir yalan) o zaman bu % 1’lik bir zümre mi bu kadar zulüm yapıyor? Eğer durum böyle ise yani %1’lik bir gavur zümresi %99’lük bir Müslüman topluluğa hükmediyorsa topraklar başınıza ne diyeyim!

 

 

Hem bir başörtüsünü serbest etseler ne olacak bütün işler hal olacak mı? Bu sadece birileri için bir rüşvet olur. Bir sus payı olur. Size bir makaleden bir paragrafı alıntı yapayım;

 

Allah’ın dinine verdiği zararla öğünen, İslâm dinine düşmanlığı ile meşhur olan Celal Bayar, “Ben de yazdım” adlı eserinde; İmam Hatip Okullarını, Kur’an Kurslarını niçin açtıklarını, ezanı neden Arapça okuttuklarını çok açık bir ifade ile ortaya koyuyor. Bayar, İsmet İnönü’nün düştüğü hataya düşmeyerek, İslâmi değerlere sahip olduklarını zanneden halka, açıktan açığa düşmanlık yapmıyor, Kur’an’ı Kerimleri toplatıp yaktırmıyor, ezanı Türkçe okutmuyordu. Bilakis tam aksine İmam Hatip okulları açtırıyor, Kur’an Kurslarına izin veriyor, ezanı Arapça okutuyordu. Adı geçen eserinde bütün bu yaptıkları işlerle devrim bahçesini suladığını ifade ediyordu:

 

“Bir barajın önünde biriken sular alt kanallardan tahliye edilmezse nasıl ki bendini yıkacaksa, İslâmi birikimin de bu küçük işlerle deşarj edilmemesi halinde Atatürk devrimlerini yerle bir edecektir.”

 

Bakın kendileri itiraf ediyorlar bunların bir rüşvet olduğunu, akıl sahipleri için bir ibret vesikasıdır bu.

 

Bir taraftan okullarda başörtüsü serbesttir, dindar nesil yetiştiriyoruz, okullarda seçmeli Kur’an ve siyer dersleri konurken diğer tarafta aynı hükümete bağlı MEB bir yönetmelik çıkararak “ okullarda baş açık” ibaresini koyup tabiri caizse Kemalistlerin yapamadığını yapıyor.

 

Sonra ne oluyor? Sözüm ona İslami STK’lar, İslami Dernekler, İslami vakıflar meydanlara dökülüp onları protesto ediyorlar. Ne diyorlar “ Başörtüsüne uzanan eller kırılsın” diye slogan atıyorlar, ne zamana kadar, seçime kadar sonra gidip elleri ve dilleri ile onlara destek veriyorlar.  Bizim tağut sizin tağutu döver, veya bizimki gelir bu işi hal eder. Yavaş yavaş canım yavaş yavaş. Allah selametini versin bir hocamız var şöyle der: “Gavurlukta hızlı hızlı Müslümanlıkta yavaş yavaş…”

 

Ha tabi biz kim size akıl vermek kim değil mi? Sizin koca koca prof.larınız, hocalarınız, ilahiyatçılarınız, müftüleriniz, kanaat önderleriniz, cemaat liderleriniz, şeyhleriniz, ağabeyleriniz, uçanlarınız, kaçanlarınız, evliyalarınız birde diyanetiniz var, bunların hiçbiri böyle demiyor değil mi?

 

Demezler efendiler demezler çünkü hepsi aynı kaynaktan besleniyor, hepsi aynı yerden nemalanıyor, kimisi dinini bir maaşa satmış, kimisi dünyalığa tapmış, kimisi hevasını ilah edinmiş, kimisi makam mevki peşinde bunlar size gerçeği anlatmazlar, eğer anlatırlarsa ellerindekiler gidecek diye korkuyorlar. Oysa Allah (c.c) şöyle buyuruyor: İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.  (Maide 44)

 

Size bizden öğüt alın demiyoruz Kur’an’dan ve Sünnet’ten alın diyoruz. Öğüt hakkında birkaç ayet zikredelim…

 

Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüt tür. (Ali İmran 138)

 

Bu (Kur’an) âlemler için ancak bir öğüt tür.  (Enam 90)

 

Bu (din), Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.  (Enam 126)

 

(Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.  (Araf 2)

 

Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (Araf 3)

 

Bakın Rabb’im insanlara ne güzel öğüt veriyor belki düşünüp anlarlar diye…  İşte akıl sahipleri için öğüt alınacak merci…

 

 

Selam ve dua ile….

Reklamlar