Neyin bayramını kutluyorlar? Allah (C.C.)’ın hükmünü yeryüzünden kaldırıp yerine tağutların hükmünü egemen kılan düzenlerin, Hilafetin kaldırılıp yerine küfür ve şirk düzeni olan Cumhuriyetin kurulmasının, bazılarının deyimiyle Hakimiyeti gökyüzünden yeryüzüne indirmenin, hakimiyeti Allah’tan alıp yeryüzü despotlarına, Firavunlarına, kendini ilahlaştırmış küfür ve şirk olan düzenlere vermenin bayramını mı?

 

Evet 89 yıldır kullara kul olanlar bu bayramı her sene kutluyorlar. Her yıl  29 ekim günü tağutların kulları putlarını tazim etmek için törenler düzenliyor, gidip önünde eğilip saygı duruşunda bulunuyor ve önüne bolca ot koyuyorlar.  Bunu devletin bütün kurum ve kuruluşları ve personelini temsilen başlarındaki en etkili ve yetkili kişilerce yapılıyor bu tazimler.

 

Bu törenlerin Çin, Japonya, Kore, Moğolistan, Nepal, Sri Lanka, Tayland ve Tibet gibi ülkelerde Budist tapınaklarında Budist rahiplerce yapılması insanın pek acayibine gitmiyor zira onlar dinlerinin gereğini yapıyorlar.  Fakat bunu yapanların kendilerini İslama nispet etmeleri pek tuhaf geliyor insana, hele birde eli abdestli putperest olunca daha çok tuhaf oluyor. Bu insanlara sorsan kendilerini Müslüman addediyorlar daha düne kadar her parti, her dernek, kurum ve kuruluş gazetelere boy boy Kurban Bayramı mesajları veriyordu. Aralarında bayramlaşma programları düzenliyor bazıları da üstelik hacca gitmişti. Kimisi de hem Kurban Bayramı hem de  cumhuriyet bayramı(!) mesajını beraber veriyordu gazetelere. Herhalde reklam parasından tasarruf etmek için olsa gerek…

 

 

Ne tuhaf değil mi? Hem La İlahe deyip bütün putları, tağutları, yeryüzündeki sahte ilahları ve mabutları red ettiğini söyleyeceksin sonra da dönüp onların önünde el pençe durup onlara tapacak ibadet edeceksin. Ey yalancı nankör insan sen Allah’ımı (haşa) kandıracaksın.

 

Camilere gittiğiniz zaman mimberi işgal eden bel’amların cumhuriyeti kutladığını görürsünüz, oysa bu bel’amların şunu söylemesi gerekmez miydi? Ey cemaat! Ey Müslümanlar! 89 yıldır ülkelerimiz topraklarımız kafirler tarafından işgal edildi, hilafet kaldırıldı, İslam beldeleri işgal altında, ümmetin arasına sınırlar cetvelle çizildi, Kuran ahkamı kaldırıldı, her tarafta zina evleri, kumarhaneler, meyhaneler açıldı, cihat farz-ı ayndır, bu kafirlerin soyu kurutulmadıkça, bu kafirler İslam beldelerini terk etmedikçe ben sizin önünüzde namaz kılamam, sizin üzerinizde cuma farz değildir. Ama nerde… Dinini bir maaşa satan belam kürsüde “Allah devletimize milletimize zeval vermesin” diye dua ediyor peşindeki cahil cemaatte hep bir ağızdan “amin” diyor…

 

Hele demesin bakim hele bu yöneticilerin tağut olduğunu veya devletin tağut olduğunu, bunları alaşağı etmenin farz-ı ayn olduğunu, Kuranın anayasa olduğunu, Kurandan başka anayasa kabul etmenin küfür olduğunu söylesin bakalım sonu ne olur? Malatya’da yakın zamanda biri bunu söylemeye çalıştı başına neler geldi hepiniz biliyorsunuz.

 

Müslüman olduğunu iddia eden başı örtülü hatta çarşaflı, sakallı elinde doksandokuzluk tesbihi ile çocuğunun, torununun elinden tutup bu şirk ve küfür bayramlarına iştirak ettiklerini, her seçim dönemimde gidip bu tağuti düzenlere oy attığını ve onlar için çalıştıklarını, bu küfür düzenlerin ordularına çocuklarını gönderdiğini ve gönderirken ve  tezkere alırken onlara davullu zurnalı, bidat olan mevlitli ve Kur’anlı törenler düzenlediğini görürsünüz. Yemin törenlerine gittiklerinde de nizamiyenin içine dahi alınmıyorlar, çocukları askerde öldüğü zaman gelip bunlarla alay edercesine oğlunuz şehit oldu diyorlar. Kameraları ve askerleri karşısında gören zavallılarda “vatan sağ olsun”, “bir oğlum gitti bir tane daha var onu da gönderirim”, “oğlumun askerliği yarım kaldı ben gidip yerine tamamlayacağım, yerine beni alın” diye bir sürü acayip laflar eden insanlara şahit oluyorsunuz.

 

İslami diye geçinen bazı basın yayın organlarının yeni bir şirk küfür anayasasının hazırlığı içine girmiş bir hükümete destek vermek için “Haydi Bismillah” diye manşet attığını görürsünüz.

 

İslami ve tevhidi olduğunu iddia eden bazı yazar çizer, dernek ve grupların referandumda nasıl döküldüklerine şahit oldunuz.

 

Bu düzenbazların tuzağına düşmüş bazıları ile konuştuğunuz zamanda size şunu söylüyorlar: Efendim her şey bir anda olmuyor, işte bak okullarda baş örtüsü serbest oldu, Kuran ve siyer dersleri seçmeli ders oldu, camiler açık, ezanlar okunuyor isteyen istediği şekilde ibadetini yapıyor, her şey yavaş yavaş olacak diyorlar. İsmini vermek istemediğim bir hocamız var (Allah ona ve bütün Müslümanlara merhamet etsin, yar ve yardımcıları olsun) onun çok güzel bir sözünü size nakledeyim “ Gavurlukta hızlı hızlı, Müslümanlıkta yavaş yavaş” diyordu.

 

Allah’tan korkun İslam sadece namaz, ezan veya başörtüsünden ibaret mi  diğer hükümleri nerde? İslamda nasıl namaz oruç farz ise aynı şekilde cihatta farzdır, hükümlerinin ircasıda farzdır, toplum hayatını idamesi de farzdır. Hükümleri var kanunları var hayatın bütün alanlarını kapsayan bir nizamdır İslam. Diğer hükümleri niye dile getirilmiyor?

 

Allah ayaklarımızı İslam üzere sabit kılsın, ayaklarımızı kaydırmasın. Müslüman olarak yaşayıp Müslüman olarak ölmeyi nasip etsin. Gerçekten bu devirde iman avuçtaki kor gibidir tutabilene helal olsun.

 

Velhasılıkelam yazılacak çok şey var ama fazlada uzatmak ve sizi sıkmak istemiyorum. Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az misali kısa kesiyorum.

 

 

Selam ve dua ile..

 

Yayınlanma tarihi: 29 Ekim 2012

Reklamlar